..."E"
Harfiyle
Başlayan
Atasözleri...
(Açıklama)

Ecel geldi cihana, baş ağrısı bahane.
Her canlı gibi insan da yaşar ve ölür. Her insanın da Yüce
Allah tarafından
takdir edilmiş bir ömrü vardır. İnsan bunu ne uzatabilir ne de kısaltabilir.
Ecel saati gelen kimse bir nedenle ölür. Ancak ölüm nedeni olarak gösterilen
hastalık, kaza gibi bir şeyler aslında bir bahanedir. Asıl neden kişinin
kendisine takdir edilen yaşam süresinin dolmasıdır.
Eceli gelen köpek cami duvarına işer.
Tutum ve davranışlarıyla herkesin nefretini kazanmış, büyük bir cezayı hak etmiş
ve çaresiz kalmış kimse, şaşkınlığa düşer; sanki hak ettiği cezanın biran önce
uygulanmasını ister gibi daha büyük suçlar işler; kendisini yargılayacak
kimselere çatar, onları kötüler, öfkelerini üzerine çeker. Bütün bu hareketleri
onu kötü bir sona ulaştırır.
Eden bulur, inleyen ölür.
Bir durumun nasıl sonuçlanacağı olayın gidişatından bellidir. Birilerine kötülük
yapmayı kural edinenler, yaptıkları kötülüğün cezasını eninde sonunda görürler;
bu dünyada olmasa bile öbür dünyada. Öte yandan inlemekten kurtulamayan ağır
hasta da ölür.
Eğilen baş kesilmez.
Bize teslim olan, hatasını anlayıp af
dileyen, bize sığınan kişi
bağışlanmalıdır. Bu davranış
Türk-İslâm geleneğinin önemli bir kuralıdır.
Eğreti ata (el atına) binen tez iner.
Başkasının malına, yetkisine ve gücüne güvenerek iş yapan yarı yolda kalır.
Çünkü kısa bir süre sonra bunları asıl sahibine iade etmek zorunda kalacaktır.
Eğri otur, doğru söyle.
Yalnızca seni ilgilendiren konularda özgür sayılabilirsin, sana kimse karışamaz;
istediğin gibi yer, içer, giyinir ve oturursun. Ancak toplumu ilgilendiren
konularda doğru konuşmalı, yalandan kaçınmalısın; eğer çıkar kaygısı ile yalan
söyler, doğruyu eğri diye gösterirsen toplumu ayakta tutan güven duygusunu
sarsmış olursun.
Ekmeden biçilmez.
1. Verim alınmak isteniyorsa mutlaka emek ve çaba harcanmalı; para
yatırılmalıdır. 2. Birine iyilik yapıp fedakârlık göster ki, benzer şekilde
karşılığını alabilesin.
Ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını.
Bir işten sağlıklı bir sonuç almak istiyorsan onu sağlam temel üzerine oturt.
Nitelikli tohumdan güzel ve bol ürün alındığı bilinen bir şey. Bunun gibi
nitelikli insan, nitelikli araç ve gereçle iyi iş yapılır; olumlu sonuç alınır.
Elçiye zeval olmaz.
İki taraf arasında uzlaşma sağlanması, bir işin bitirilmesi için birinin yanına
söz götürmekle görevli kimse, götürdüğü
sözler ne kadar kötü de olsa, bu
sözlerden sorumlu tutulamaz. Çünkü o
sözleri söyleyen değil sadece iletendir. Bu
bakımdan cezalandırılamaz.
El elden üstündür.
Bir kimse, kendisinden üstün olan bir başkasının da olabileceğini bilmeli; "hiç
kimse bu işi benden daha iyi yapamaz" dememelidir.
El el ile, değirmen yel ile.
Nasıl ki bir değirmenin dönüp buğdayı öğütebilmesi için rüzgâra ihtiyacı varsa,
insanın da birtakım ihtiyaçlarını karşılaması, işlerini görebilmesi için diğer
insanlara ihtiyacı vardır. Çünkü toplum hayatı yardımlaşma esası üzerine
kurulmuştur, insan tek başına bütün işleri yürütemez ve başarıya ulaşamaz.
El elin eşeğini
Türkü çağırarak arar.
Hiç kimse, başkasının içine düştüğü derdi tam anlamıyla kavrayamaz. Çünkü üzücü
olaylar sadece ilgili kimseleri kederlendirir, onlara acı verir. Bu bakımdan
birinin derdine çare bulacak kimseler olayla ne kadar ilgilenseler de
keyiflerini bozmazlar, derinden acı duyarak işe girişmezler, acele etmezler.
El eli yıkar, iki el de yüzü.
Toplu yaşama biçimi herkese bir görev yükler. Bu görevlerin yapılması bir yandan
düzeni sağlar, bir yandan da sıkıntıların ortadan kalkmasını. Dolayısıyla
karşılıklı yardımlaşma esasına dayalı bu görev iyilikleri çoğaltır, toplumu
güçlü kılar.
El için kuyu kazan, evvelâ kendi düşer.
Başkasının kötülüğünü düşünen, bunun için tuzaklar kuran kimse, kurduğu tuzağa
önce kendisi düşer, hiç kimsenin yaptığı kötülük yanına kalmaz, ona yarardan çok
zarar getirir.
El ile gelen düğün bayram.
Bir topluluğun hep birlikte uğradığı bir sıkıntıya yakınmasız katlanılır; çünkü
insanın sadece kendisi değil, herkesin sıkıntı içinde olduğu düşünülür.
El kazanı ile aş kaynamaz.
Başkasının hazırladığı imkânları kendi hesabımıza kullanarak iş yapamayız. Her
en imkânlar geri alınıp iş yarıda kalabilir, başarısız olabiliriz.
El mi yaman, bey mi?
Baştakiler ne kadar güçlü görünürlerse görünsünler, asıl güç halktadır; halk
yöneticilerden her zaman ağır basar.
El yarası onulur (geçer, iyi olur)
dil yarası onulmaz (iyi olmaz).
Silâh, bıçak, taş ve sopa ile açılan yara çabuk iyi olur. Ama acı
sözlerin
gönülde açtığı yara kolay kolay iyi olmaz. Çünkü hatırlandığı her an acı
tazelenir ve kişiyi üzer.
Emanete hıyanet olmaz.
Bize güvenerek korumamız altına bırakılan şeylere el uzatmamalı, kötülük
etmemeli, haince davranmamalıyız. Böyle bir davranış ne dinimiz İslâm`a, ne de
örf ve âdetlerimize yakışır. Bize düşen onların güvenine lâyık olmak ve emaneti
titizlikle korumaktır.
Emek olmadan yemek olmaz.
Özenle ve çok çalışmadan bir şey kazanıp meydana getiremeyiz. Yiyip içmek,
harcamak ve kısacası yaşayabilmek için haksız bir yolla değil, alın teri dökerek
kazanmamız şarttır.
Er ekmeği er kursağında kalmaz.
Mert, cömert olan insanlar gördükleri iyiliği unutmazlar; bunun karşılığını
mutlaka bir gün öderler.
Erkek arslan dişisinden kuvvet alır.
Toplum hayatında kadınların yeri ve görevi asla küçümsenemez. Bu bakımdan
erkekler daima arkalarında güçlü bir kadının desteğine ihtiyaç duyarlar. Bu
desteğe kavuşanların başarıları daha da artar.
Er olan ekmeğini taştan çıkarır.
Çalışkan, namuslu, gücüne ve kendine güvenen kişi aç kalmaz; başkasına muhtaç
olmamak için en zor işlerde bile çalışır, her zorluğa katlanır, rızkını arayıp
bulur.
Erteye kalan, arkaya kalır.
Bir iş zamanında yapılmalı, başka bir zamana bırakılmamalıdır. Yoksa başarılı
bir sonuç alınamaz. Geç kalan, sırasını geçiren, erken davranmayan fırsatı
kaçırdığı için o şeyden fayda temin edemez.
Esirgenen göze çöp batar.
Titizlikle korunmak istenen, üzerine fazla düşülüp titrenen şeye çoklukla bir
zarar gelir. Bunu önlemek insanın elinde değildir. Bu bakımdan bir şey üzerinde
gereğinden fazla, aşırı ölçüde durulup titrememelidir.
Eski dost düşman olmaz, yenisinden vefa gelmez.
Temeli çok eskiye dayanan ve devam eden dostluklar sağlamdır. Kolay kolay
bozulmaz. Çünkü dostluğu yaşatabilmeyi başaran eski dostlar pek çok sıkıntılı,
acı ve tatlı günleri birlikte paylaşmışlar; birbirlerine duydukları güveni
içinde oldukları zamana kadar taşıyabilmişlerdir. Bu bakımdan kimi ufak tefek
meseleler yüzünden birbirlerine düşman olamazlar. Öte yandan yeni dostlar
arasında ise böyle bir dostluktan
söz edilemez. Çünkü birbirlerini yeterince
denememişler, sıkıntılara ve acılara birlikte göğüs gerip tavırlarını tam olarak
ortaya koyamamışlardır. Dolayısıyla dostluğu oluşturacak güven bağı henüz
oluşmamıştır.
Eşeğe altın semer vursalar, eşek yine eşektir.
Hiçbir yeteneği, bilgisi olmayan, kavrayıştan ve faziletten yoksun kimse, hangi
mevkiye geçerse geçsin, ne kadar yetki ve mal sahibi olursa olsun değerli ve
saygın kılınamaz. Kısa zaman içinde gerçek kişiliğini, bayağı ve kötü olduğunu
tavır ve davranışlarıyla belli eden bu gibi kimselerin aslını kimi unsurlarla
değiştirmek mümkün değildir.
Eşeğini sağlam kazığa bağla, sonra
Allah`a ısmarla.
Akıl insan içindir. İnsan önce aklını kullanarak işlerinin iyi yürümesi için
tedbir almalı, sonra da tevekkül etmeli, yani o konuda yüce
Allah`a
güvenmelidir.
Lütfen Aşağıdan Seçim Yapınız...
©
Bilgicik.Com
-
Atasözleri
| İletişim:
bilgi@bilgicik.com